Studio Ghibli denilince akla gelen ilk şeylerden biri, Hayao Miyazaki’nin hayal gücüyle örülü dünyalardır. Ancak o sahnelerin duygusal zeminini hazırlayan gizli bir kahraman vardır: Joe Hisaishi. doremusic olarak bu yazımızda, Yürüyen Şato (Howl’s Moving Castle) filmini, notaların ve partisyonların arasından inceleyeceğiz.
1. Ana Tema: “Merry-Go-Round of Life” Üzerine Teknik Bir İnceleme
Filmi izlememiş olanların bile kulak aşinalığı olduğu o meşhur vals: Merry-Go-Round of Life. Peki, bu parçayı bu kadar unutulmaz kılan nedir?
Zaman İmzası ve Ritmik Tercih
Parça 3/4’lük bir vals ritmi üzerine kuruludur. Vals, tarihsel olarak Avrupa’nın balo salonlarını ve sosyal dönüşümü temsil eder. Ancak Yürüyen Şato’da vals, sadece bir dans müziği değil; zamanın, yaşlılığın ve gençliğin kendi etrafında dönen döngüsünü temsil eden ritmik bir metafor olarak kullanılır.
Armonik Yapı ve Modülasyonlar
Eser, Sol Minör tonunda başlar. Bu ton, klasik batı müziğinde genellikle trajik ama asil bir hüzünle ilişkilendirilir. Sophie’nin karakter gelişimini yansıtır; bu minör tonun üzerine binen piyano arpejleriyle hissettirilir.
- Piyano Girişi: Parçanın başındaki solo piyano, Sophie’nin yalnızlığını temsil eder. Tuşelerdeki hafiflik ve pedalların kullanımı, bir müzisyenin çok dikkat etmesi gereken “dinamik aralığı” (dynamic range) bizlere sunar.
- Orkestral Yükseliş: Şato hareket etmeye başladıkça ve Howl’un dünyasına adım atıldıkça, yaylılar ve üflemeliler devreye girer. Burada Hisaishi’nin yaptığı en büyük ustalık, ana temayı farklı tonlara modüle ederek armonik çeşitlilik sağlaması ile dinleyiciyi hikayenin içine çekmesidir.
2. Enstrümantasyon ve Karakter İlişkisi
Yürüyen Şato’da enstrüman seçimi, karakter tasarımı kadar titizlikle yapılmıştır. her enstrüman grubu, filmde kendine özgü bir ‘ses’ taşır.
Akordeonun Nostaljik Gücü
Film, kurgusal bir Avrupa kasabasında geçer. Hisaishi, bu atmosferi pekiştirmek için orkestranın içine akordeon yerleştirmiştir. Akordeon, filmde sokakların canlılığını ve geçmişe duyulan özlemi temsil eder. Özellikle Sophie’nin pazar yerinden geçtiği sahnelerde akordeonun kullanımı, coğrafi bağlamda bizi 20. yüzyıl başı Avrupa’sına götürür.
Yaylı Grubu ve Duygusal Yoğunluk
Kemanlar, viyolalar ve çellolar… Hisaishi’nin yaylı aranjmanları, insan sesine en yakın frekansları hedefler. Howl’un içsel çatışmalarının arttığı sahnelerde, yaylıların “tremolo” (notanın hızlıca tekrarlanması) kullanımıyla gerilimin nasıl yükseldiğini görebiliriz.
Nefesli Enstrümanlar ve Şato
Şatonun mekanik yapısını temsil eden sesler, sadece foley (ses efekti) sanatçıları tarafından değil, aynı zamanda bakır üflemeliler (brass) tarafından da desteklenir. Şatonun her bir adımı, orkestradaki bas üflemelilerin vurgularıyla (accent) senkronize edilmiştir.

3. Joe Hisaishi’nin “Ma” (Boşluk) Felsefesi
Hisaishi, klasik bir besteci olmanın ötesinde bir ses mimarıdır. Japon estetiğindeki “Ma” (boşluk/sessizlik) kavramını film boyunca başarıyla kullanır.
- Sessizliğin Kullanımı: Filmde her an müzik yoktur. Miyazaki ve Hisaishi, izleyiciye nefes alacak alanlar bırakır. Bu alanlar, müziğin tekrar başladığı andaki etkisini iki katına çıkarır.
- Minimalist Dokunuşlar: Bazı sahnelerde sadece tek bir nota veya bir rüzgar sesiyle bütün bir atmosfer inşa edilir. Bu, prodüksiyon tarafında “less is more” (az çoktur) ilkesinin en iyi örnekleridir.
Yürüyen Şato, müziğin ve görsel anlatının birbirini nasıl tamamlayabileceğine dair etkileyici bir örnektir. Sinema ve müziğin uyumu, sadece eşlik etmekle kalmayıp, hikayenin ayrılmaz bir parçası olarak hafızalarda yer ediyor.Sizde müziğin bu kendine has dünyasını kendi enstrümanınızla keşfetmek ve aradığınız tınıları yakalamak için doremusic mağazalarına ve web sitemize göz atabilirsiniz.
Buna da göz atmak isteyebilirsiniz:
Lo-Fi Beatlerin Yükselişi: Odaklanma ve Verimliliğin Yeni Ritmi – Müzik Üretimi – doremusic Sosyal






















